Aşka dair
...Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve âşığın bütün biyografisi, bu "ilk bakışın öncesi ve sonrası"ndan ibarettir.
...Sevginin aşka dönüştüğü an, sevenin sevgili yüzünü göz ile gördüğü andır.
...Sevgilinin yüzü mü, aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır; aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtab? Göz... Savaşı başlatan haberci. Bakış... Elde olmayan kader, ilahi kaza. Ve aşk... Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.
...Âlem bir aşk için yaratılmış ve "Aşk imiş her ne var alemde!.."
...Aşk dıştan bakıldığında bir deliliktir; ama içiçne girildiğinden akla ihtiyaç göstermez olur. İnsan aklı nötr bir varlık veya bir sıvı gibidir. İçine konulduğu kabın şeklini alır. Aşk ise gönülde hissedilir. Bu bakımdan âşığın aklı, gönlünün emrine verilmiş sayılır.
...Âşık, kalbinde ateş yanarken gözünden bu ateşi söndürmeye yaşlar döken adamdır.Ne var ki, bu gözyaşları o ateşin alevini arttırır ve dumanını çoğaltır. Âşık her ah edişte, kalbindeki ateşin dumanını dışarı verir ve bu duman gökyüzüne doğru gider.
...Bilindiği gibi aşk kelimesinin bir anlamı da, "sevgide ölçüyü aşmak, sınırın ötesine geçmek" demektir. Her aşk, sevginin dozu çoğaltılmış drajelerdir. Bu yüzden her sevgi aşk olamaz; ama aşk mutlaka damıtılmış sevgidir.
İlgili yazılar
Güz el kızlar




